11 Nisan 2021 TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 294.274
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 50.678
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 237
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 30.194
Güncel

37 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı… Doğan Avcıoğlu’na dair yazılanlar neden tuhaf geliyor

Bugün 4 Kasım. 37 yıl önce aramızdan ayrılan Doğan Avcıoğlu’nun ölüm yıl dönümü. Azımsanmayacak bir çoğunluk, Doğan Avcıoğlu’nun ölüm yıl …

37 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı… Doğan Avcıoğlu’na dair yazılanlar neden tuhaf geliyor

Bugün 4 Kasım. 37 yıl önce aramızdan ayrılan Doğan Avcıoğlu’nun ölüm yıl dönümü. Azımsanmayacak bir çoğunluk, Doğan Avcıoğlu’nun ölüm yıl dönümünü bilmiyordur. Yine onun kadar olmasa da azımsanmayacak bir çoğunluk ise Doğan Avcıoğlu’nun kim olduğunu bilmiyordur. Maalesef bu normal. Bunun sebebine geçmeden önce, kısaca Doğan Avcıoğlu’ndan bahsedelim.

KİMDİR DOĞAN AVCIOĞLU

1926 yılında Bursa’da dünyaya gelen Doğan Avcıoğlu, ilk ve ortaöğrenimin ardından Fransa’da iktisat ve siyasal bilimler öğrenimini tamamlar. 1955’te Türkiye’ye döndükten sonra Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde asistan olur. 1956 sonrası ise CHP’nin araştırma bürosunda çalışmaya başlayan Avcıoğlu, parti yayın organı Ulus’ta yazılar yazar. Ayrıca Akis ve Kim dergilerinde yazılar yazan Doğan Avcıoğlu, 27 Mayıs sonrası Temsilciler Meclisi’ne seçilir ve 1961 Anayasası’nın hazırlanmasına katkıda bulunur.

Avcıoğlu 1961’de Mümtaz Soysal ve Cemal Reşit Eyüboğlu’yla birlikte kurduğu ve yayımını 1967’ye değin sürdürdüğü Yön dergisi ile 1960 sonrası siyasal düşünce ortamında etkin bir rol oynar. Yön dergisini Devrim dergisi takip eder. Türkiye’nin Düzeni adlı başyapıtı ile Türkiye’nin geri kalmışlığına dair en önemli ve kapsamlı çalışmalardan birisini ortaya koyar. Yine 4 ciltten oluşan Milli Kurtuluş Tarihi ve ölümüyle yarım kalan 5 ciltlik Türklerin tarihi çalışmaları, alanlarındaki en kapsamlı eserlerdendir.

12 Mart Muhtırası sonrası 9 Mart girişimiyle ilgili olarak “orduyu başkaldırmaya teşvik” suçundan yargılanır ve beraat eder. 1973’te siyasal hayattan çekilen Avcıoğlu, 1983’te de mide kanseri tedavisi gördüğü İstanbul’da henüz 57 yaşındayken aramızdan ayrılır.

DOĞAN AVCIOĞLU GİBİLER GÜNÜMÜZDE PEK BİLİNMEZ (!)

En baştaki konuya dönelim. 2020 Türkiye’sinde Doğan Avcıoğlu gibi aydınlar, düşün insanları neden bilinmez? Çünkü emperyalizmin operasyonları ideolojik karakterlidir. Saldırdığı ülkede hedef aldığı düşünce de, bunun için kullandığı düşünce de o ülkenin şartlarına göre değişir.

Emperyalizmin önemsediği ve etinden suyundan beslendiği siyasal İslamcılık ülkede egemen olurken, kültürel egemenlik alanı da neoliberal düşünce tarafından parsellendi. Bu iki düşünce arasında adeta “kazan kazan” ilişkisi oldu. Siyasal İslam, neoliberaller tarafından “demokratik” ve “devrimci” olarak pazarlandı, parlatıldı. Geniş kitlelere yayıldı. Normalleştirildi. Siyasal İslamcı anlayış da bu ikramı karşılıksız bırakmadı. Uzun süre neoliberallere başta basın sektörü olmak üzere geniş alan yarattı. Sonrasında ayrışmalar olsa da ideolojik temelde halen beraberler. Çünkü Atatürk ve Kemalist devrimin yarattığı cumhuriyet kazanımları karşıtlığı konusunda iki kesim “doğal müttefik”ler.

Tabii etnikçileri ve mezhepçileri de bu ittifakın dışında bırakamayız.

DÖNÜŞÜMDEN ÖTE BAŞKALAŞIM

İşte bu tarz bir düşünsel müdahele ile “sol” olgusu dönüştürüldü. Dönüşümden de öte adeta başkalaşım geçirdi. İçi boşaltıldı ve sonra aynı gibi gözüken söylemlerle bambaşka içerikle dolduruldu. Sınıf temelli siyasetin yerini kimlik temelli siyaset aldı. Giderek, ulusal ve sınıfsal değerlerinden soyutlanan bir anlayış gelişti. Elbette bu dönüşümde 12 Eylül darbesinin de hatrı sayılır bir payı var.

İşte bu emperyalizm denetimindeki dönüşüm; neoliberal, fonlu solu yükseltirken, ayakları bu topraklara basan sosyalistleri de kemalistleri de hatta demokratik Türkçülüğü baz alan düşün insanlarını da baskıyla, yer yer zindanlarla hasır altına itti.

Oysa, emperyalizm destekli ittifaka karşı oluşan yukarıda belirttiğimiz Kemalist, sosyalist ve Türkçü ittifak, Milli Mücadele’de büyük ölçüde beraber olduğu gibi, devrimlerin hayata geçirilmesinde de beraberdi. O dönemin sosyalistlerinin Türkçü, Türkçülerinin sosyalist karakterleri oldukları ve son tahlilde de Kemalist devrimi içselleştirmiş tavırları pek bilinmez. Bilinmesi de belli çevrelerce bilinmez. Doğan Avcıoğlu’nun bir kesimce bilinçli olarak yok sayılmasında bu detayı da dikkate almakta fayda var.

Uğur Mumcu’nun “Kemalizm ve sosyalizm, aynı denizlere akan farklı nehirlerdir” tezinden yola çıkacak olursak Doğan Avcıoğlu, o nehirlerin denizle buluştuğu yerdedir. O denizdeki en önemli gemilerinden olan Yön dergisinin, devamında da Devrim dergisinin kaptanıdır. Türkiye’deki sol anlayışın etnikçi bir tavırla ulusal kimliğe, neoliberal bir tavırla da emekçi sınıflara, toplamda da Kemalist devrimlere, Atatürk’e sırt çevirdiği yerde Doğan Avcıoğlu’nun şu cümlelerini anımsamak önemli:

“Atatürk hareketinde iki ana fikir vardır: Milliyetçilik ve çağdaş uygarlık. Milliyetçilik politik, ekonomik her alanda tam bağımsızlık biçiminde ortaya çıkmaktadır. Bağımsızlık içinde çağdaş uygarlığa ulaşılacaktır.”

Türkiye’de en milliyetçi insanlar sosyalistler olmalıdır, diyen Avcıoğlu’nun milliyetçilikten ne anladığı ve ne anlamadığı da yine kendi cümlelerinde gizlidir:

“Mevcut şartlarda milli bir dış politika uygulamanın güçlüklerini yeni yeni fark etmekteyiz. Ama uyanış başlamıştır. Milli bir dış politika, milli bir ordu, milli bir harp sanayi Türk milliyetçilerinin baş amacı olmalı ve askeri , iktisadi , siyasi bütün bağımlılık ilişkilerinin düzeltilmesi için milliyetçiler bütün güçleri ile mücadele etmelidirler.”

Ayrıca sınıfsal tavrını sınıfla sınırlamaması da çok değerli olduğu gibi günümüz Türkiyesi’nde düşünsel en temel düşünsel ihtiyaçtır:

“Günümüzün davası, büyük allameliklere ihtiyaç göstermeyecek kadar basittir: Tam bağımsızlık istiyoruz. Kendi kalkınma yolumuzun Washington’da değil, Ankara’da çizilmesini istiyoruz. Bir avuç işbirlikçinin dışında, sanayicisinden, esnafından tutunuz da işçisinden köylüsüne kadar bütün milletin bunda çıkarı vardır. Bu bir sınıfın değil, bir milletin davasıdır.”

GÜNÜMÜZ SİYASETİNDEKİ KONUMLANIŞI

Bu arada, Doğan Avcıoğlu önderliğinde Yön dergisi/hareketi; Kemalist ulusçuluk temelli bir milliyetçiliği ne kadar savunuyorsa, ırkçılık ve turancılığa da aynı şekilde karşı çıkmaktadır. Aynı bugünkü Kemalistlerin, Türkçülerin ve sosyalistlerin yapması gerektiği gibi. Burada savunulan anlayışın, Cumhur ittifakının temel ümmetçiliğine de ittifak içindeki partinin milliyetçilik yorumuna da karşı olduğu açıktır. Aynı biçimde Doğan Avcıoğlu’nun ortaya koyduğu fikir yapısı, teoride yer yer karşılık bulsa da muhalefet partilerinden oluşan ittifakın yöneticileri tarafından da sahiplenilmemektedir.

Doğan Avcıoğlu, sorunun kaynağının sistemin çürümüşlüğü olduğunu düşündüğünden, “cici demokrasi” dediği iktidar-muhalafet anlayışını reddedip parlamento dışı ve düzeni tüm unsurlarıyla karşısına alan “ulusçu-devrimci” bir muhalefet anlayışını savunur. Parlamento dışı olmasına rağmen, düzen partileri olarak değerlendirdiği partiler de dahil olmak üzere ülke siyasetinde çok büyük etki yaratır. Parlamentonun işlevsizleştiği aşamada belki de Türkiye’nin bugünkü ihtiyacı da, hem iktidarı hemmuhalefeti denetleyen, baskılayan, parlamento dışı olan ama marjinalleşmeyen bir muhalefet anlayışıdır.

Dün Avcıoğlu’nun yazdıklarında, bugün de Doğan Avcıoğlu’na dair yazılanlarda vurgulanan kavramların “bir arada” olması bazı okuyuculara tuhaf gelebilir. Bunun başlıca iki sebebi vardır. Birincisi, bahsettiğimiz operasyonla bu parçaların ayrıştırılmış olmasıdır. İkincisi de liberal tezlerin bu kavramları, kesimleri, uzun süredir “çok zıt ve bir araya asla gelemez” şeylermiş gibi algılatmasıdır.

Düşün insanları, ürettikleri fikirler bilindikçe ve o fikirlere sahip çıkıldıkça yaşarlar. Doğan Avcıoğlu’na da en iyi bu şekilde sahip çıkılır, en iyi bu şekilde anılır. Onu büyük bir özlem ve minnetle anarken tarihe not düşmekte fayda var:

2020 Türkiyesinde pek bilinmese de 2025 ve 2030 Türkiyesinde Doğan Avcıoğlu gibi düşün insanları çok daha fazla bilinecek.

Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğündeki ve her geçen gün çok daha fazla gerekliliği, doğruluğu çok daha net bir biçimde ortaya çıkan Kemalist devrim yeniden iktidar olduğunda, o devrimin emanetine en doğru şekilde sahip çıkanlar, ulusun gönlünde hak ettikleri yere konumlanacaklardır.

Çağdaş Bayraktar

 Oda TV https://odatv.com/dogan-avciogluna-dair-yazilanlar-neden-tuhaf-geliyor-04112036.html

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Tüm misafir ve üyelerimiz yaptıkları yorum ve yazılar dan sorumludurlar.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL